Çalışma Alışkanlığı Nasıl Kazanılır?

Çoğumuzda bugünün işini yarına bırakma hastalığı var. Yarın yaparım, yarın çalışırım, yarın çözerim gibi. Ama bu yarınlar bir gün biter. Bir de bakarsınız sınav gelmiş çatmış. Herhalde bu durumda yarın kazanırım diyemezsiniz. Bu nedenle kendinizi kontrol etme, disiplin altına alma mecburiyetindesiniz. Eğer siz kendinizi kontrol etmezseniz dışarıdan bir güç (otoriter bir baba veya anne) sizi kontrol altına almaya çalışır. Herhalde bu durum hoşunuza gitmez. Bu nedenle otokontrol çok önemlidir. Buna iç disiplin de deniyor. Acaba bu iç disiplin nasıl sağlanabilir?

İnsanoğlu yapı olarak kaytarmaya, yan gelip yatmaya meyillidir. Ne yazık ki bu özellik insanların birçoğunda vardır. Başarılı olan insanlar işte bu özelliklerini törpülemiş olan insanlardır. Tembellik hastalığı da diyebileceğimiz ve bulaşıcı özellik de taşıyan bu rahatsızlığın önüne geçebilmek için neyi niçin yapmanız gerektiğini bilmeniz ve beyninizi buna göre şartlandırmanız gerekiyor. Niçin ders çalışmalıyım? Niçin sabretmeliyim? Kazandığımda beni ne gibi avantajlar bekliyor? Kazanamazsam ne olur? Aileme, çevreme, onun ötesinde milletime olan görevimi nasıl yerine getirebilirim? İşte bütün bu soruların cevabı niçin çalışmamız gerektiğini açık seçik ortaya koymakta. Bu cevaplar beynimizi ve irademizi kamçılayarak bizde bir çalışma isteği ve gücü oluşturur. İsterseniz bu tür soruların cevaplarını bir kağıda yazarak panonuza yerleştirebilirsiniz.

Bunun haricinde slogan türü sözler de iradenizi güçlendirecek ve sizi çalışma yönünde tahrik edecek niteliktedir. Aman yanlış sloganlar yazmayın (Çalışmak insanı yorar, bu da sağlığa zararlıdır gibi).

Bütün bunların dışında kendinizi belli bir süre disiplinli çalışmaya zorlarsanız, iradenizi ayakta tutabilirseniz bu durum sizde zamanla bir alışkanlık haline gelecektir. İster istemez içinizde çalışma arzusu kendiliğinden ortaya çıkacaktır. Kötü bir örnek olacak ama sigara tiryakileri nasıl ki yemekten sonra veya bir başkasında gördükleri zaman sigara içme arzusu duyarlar, aynen onun gibi sizde de ders çalışma alışkanlığı ortaya çıkacak. Hatta bu özelliği kazanan arkadaşlar sınavdan sonra normal hayata dönmekte biraz zorlanacaklar. Kendilerini boşlukta hissedeceklerdir.

İç disiplini (otokontrol irade gücü) sağlamanın önemli yollarından bir tanesi de kendiniz için uygun leri seçmenizdir. Bu nedenle hayatta başarılı olmuş insanların çalışma şeklini kendinize örnek alın.

Bir başka yol kendinizi bir yarış havasına sokma olmalı. Bunun için uygun arkadaşları kendinize grup olarak seçmelisiniz. Onlarla haftalık, aylık ktipleri ben şu üniversitenin şuonu düzeylerinizi, deneme sınavlarındaki net düzeylerinizi karşılaştırmalısınız. Özellikle de gıcık kaptığınız çalışkan bölümüne gireceğim veya şu puan seviyesine ulaşacağım diye tahrik edin. İster istemez siz bu kişiye rezil (!) olmamak, ona, gülme ve sizinle alay etme fırsatı vermemek için kendinizi ders çalışma açısından disiplinli bir konuma getirebilirsiniz. (Biraz tehlikeli bir yol ama denemeye değer).

Çoğu başarılı insanların arkasında onlara yol gösteren ve kılavuzluk yapan insanlar vardır. Bu kişiler yol göstermekle kalmamışlar aynı zamanda bir kontrol işlevini yerine getirmişlerdir. Siz de kendinize bir kılavuz seçin. Bazı kaliteli dershanelerde zaten bu uygulanmakta. Her okulun veya her sınıfın bir danışman öğretmeni var. Bu öğretmen, öğrencilerini motive etmekle kalmıyor, aynı zamanda ders çalışmasını, günlük çözdüğü soru adedini kontrol ederek bir kontrol mekanizması oluşturuyor. Vakit kaybetmeden (eğer yoksa) kendinize bir kılavuz edinin. Bu, okuldaki öğretmeniniz de olabilir. Haftalık çözdüğünüz soru adedini, kaç saat ders çalıştığınızı bir çizelge hazırlayarak öğretmeninize verebilirsiniz.

Duyduğunuz zaman sizi güçlendirecek bir söz, yaptığınızda sizi tetikleyecek bir hareket var mı? Eğer yoksa sizin dikkatinizi toplayacak ve sizde çalışma arzusu uyandıracak bir söz bulun veya bir hareket geliştirin. Bu tip hareketleri sporcuların çoğu kullanır. (Naim Süleymanoğlu nun halteri kaldırdıktan sonraki yumruk sallama hareketi gibi). Bu bir başardım sözü olabilir veya yumruk sıkma, derin bir nefes alma olabilir. Ümitsizliğe düştüğünüzde, oto kontrolü yitirdiğinizde veya dikkatiniz dağıldığında bu tip davranışlar sizi yeniden derleyip toparlayacaktır. (Bu hareketleri yaparken çevrenizde çok fazla insan olmamasına dikkat edin. Yoksa sizin hakkınızda insanlar garip şeyler düşünebilir).

DERS ÇALIŞMAK NASIL ZEVKLİ HALE GELİR?

“Yapabileceğinize de inansanız yapamayacağınıza da inansanız, haklı çıkarsınız.”

Henry Ford

Bizim hayatımızı şekillendiren yaşadığımız olaylar değil, o olayların ne anlama geldiğine dair inançlarımızdır. Sorun ne çevremizde ne de yaşadığımız olaylarda. Sorun bizim olaylara yüklediğimiz anlamlarda. Bizim onları nasıl yorumladığımızda. Bu gün kim olduğumuz ve yarın kim olacağımızı belirleyen bizim olaylar hakkında oluşturduğumuz inançlarımızdır. İnançlarımız neşe dolu bir ömürle, acılarla ve mutsuzluklarla dolu bir ömür arasındaki farkı belirler. Bazı bireyleri başarılı yapan, bazılarını da başarısızlık ve çaresizlik içinde yaşatan taşıdığı inançlardır.

İnançlarımız, neyin acı neyin zevk olduğunu belirleyen güçtür. Hayatımızda herhangi bir olayla karşılaştığımız zaman beynimiz iki soru sorar. 1) Bu acı mı yoksa zevk mi? 2) Şimdi ben acıdan kaçmak ya da zevke ulaşmak için ne yapmalıyım? Bu sorulara verdiğimiz cevaplara göre hareket ederiz. İnançlarımız neyin acıya ya da zevke yol açacağına ilişkin öğrenmiş olduğumuz genellemelerden oluşur. Bu genellemeler bizim tüm eylemlerimizi belirler. Dolayısıyla olaylar hakkında oluşturduğumuz inançlar hayatımızın yönünü tayin eder.

Ders çalışmaya yoğunlaşamamanızın nedeni onu algılayış biçiminizdir. Bu davranış hakkında öğrencilerin zihinlerinde çeşitli genellemeler vardır. “Ders çalışma nasıl bir faaliyettir? Sorusuna öğrenciler: “Sıkıcı buluyorum, nefret ediyorum, sınırlayıcı, çalışmak için istek olmalı, çalışmamak daha eğlenceli” vb. şeklinde cevaplar vermişlerdir. Zihinlerinde bu vb. genellemeler bulunan öğrenciler çalışmayı inanç ve alışkanlık haline dönüştürerek bu durumdan kurtulabilirler. Özellikle bu düşüncelerin olumlu hale dönüşmesini beklemek son derece yanlıştır. Beynimizde var olan bu genellemeleri kaldırmak için bir süre çalışmayı bir mecburiyet olarak görmek, onu bir tercih olayı olarak algılamamak gerekir.

Üniversite okumak sizin için bir zorunluluk mu? Yoksa sadece bir tercih mi? Uğrunda her şeyi göze alabileceğiniz bir etkinlik mi? Yoksa önemsiz, alelade bir şey mi? Ders çalışmaya, deneme sınavları yapmaya, binlerce soru çözmeye mecbur musunuz? Hayallerin ve hedeflerin için mücadele eder misin? Gece gündüz hep bunlara katlanabilir misin? İnanç bu tip sorulara evet cevabını verir ama tercih evet cevabını vermez.

Birçok öğrencinin kaybı ders çalışmayı bir tercih olarak algılamalarıdır. Onu inanç haline dönüştürürseniz yoğunlaşmayı daha kolay sağlayabilirsiniz. Eğer çalışmalarınızın sonucunda ulaşacağınız hedefleri bir tercih olarak görürseniz hedefleriniz hayalden ibaret kalır. Hedefe ulaşmak için tam bir inanca sahip olmak gerekir. Bununla beraber sizi hedefe götürecek her davranışı da bir inanç haline dönüştürmelisiniz. Öğrencilerin etkili bir çalışmayı sergileyemeyişleri, bu çalışmayı, gezme, Tv seyretme, internet, oyun vb. seçenekler arasında bir tercih olarak görmeleridir. Hedefe götüren her davranış bir inançtır. Hedefe olan inancı körükleyen, onun ateşini alevlendiren birer etkendir. Hedef üniversite ise ders çalışmak inançtır. O bir tercihten öte hedeflerinize ulaşmak için yapılması gereken bir zorunluluktur. Eğer üniversiteyi hayal ediyorsanız ona giden yolun ders çalışmaktan geçtiğini unutmayınız.

DERS ÇALIŞMAK

BİR TERCİH İSE
BİR İNANÇ İSE

1. Yapmak zorunda olduğunuz için yaparsınız

2. İstediğiniz zaman yaparsınız

3. Gezme, TV seyretme, dinlenme vb. etkenlikler arasında bir seçenek olarak görürsünüz.

4. Çalışmaya uygun bir tutum takınamazsınız

5. Çalışmanın önemini kavrayamazsınız

6. Yapılmasa da olan bir etkinlik olarak algılarsınız

7. Bir türlü verimli çalışmayı başaramazsınız

8. Hedefinize ulaşamazsınız
1. İstediğiniz için yaparsınız

2. İsteseniz de istemeseniz de yaparsınız

3. Zorunluluk alarak algılarsınız

4. Çalışmaya uygun bir tutum takınırsınız

5. Sarsılmaz bir inançla çalışmanız gerektiğine inanırsınız

6. Hedefinize ulaştıracak bir etkinlik olarak görürsünüz

7. Her zaman verimli çalışmayı başarırsınız

8. Hedeflerinize ulaşırsınız.

Öğrencilerin çalışmaya gerektiği gibi yoğunlaşmaları için yapmaları gereken bazı davranışlar vardır. Davranışlar içinde bulunduğumuz durumun göstergesidir. Başarılı bir sonuç elde etmiş iseniz, o anki zihinsel ve fiziksel eylemlerinizi hatırlayarak aynı sonuca tekrar ulaşabilirsiniz. İnsanların çoğu, durumlarını yöneltmek için bilinçli hareket etmezler. Ya enerjik ya da çöküntülü olurlar. Herhangi bir alanda kişiler arasındaki farkı, kaynaklarını etkin olarak nasıl kullandıkları belirler.

Çoğu öğrencinin iyi yoğunlaşmak için aradığı şey durum değişikliğidir. Fakat birçoğu da bunu yanlış uygular. Çalışma isteği kaybolduğunda televizyon seyretmek, müzik dinlemek veya gezip dolaşmak gibi ders çalışma davranışı dışında çeşitli yollar denerler. Bunlar çalışma isteğinin uyanmasını sağlamadığı gibi tamamen ortadan kalkmasına neden olabilir. Çünkü seçilen bu davranışlar insanın hoşuna giden davranışlardır. İnsanlar hoşlarına giden davranışları yapmaya devam etmek isterler. Oysa ders çalışmak çoğu öğrencinin hoşuna gitmeyen bir durumdur. Onun için durum değişikliğini önce düşüncede başlatmalı. Daha sonra fizyolojinizde çeşitli değişiklikler olacaktır. İçinizde oluşan sıkıntılarınızı atamadığınızda, ders çalışmaya kendinizi veremediğinizde, çok istemenize rağmen dikkatinizi toplayamadığınızda hemen durumunuzu değiştirmeyi deneyin.

DERS ÇALIŞMAKTAN SIKILMAMAK İÇİN NE YAPMAK GEREKİR?

- Ders çalışmak istemiyorum.

- Bir süre çalıştıktan sonra sıkılıyorum.

- Uzun süre ders çalışmam imkansız. Biraz çalıştıktan sonra başım ağrımaya başlıyor ve çalışmayı bırakıyorum. Gibi ifadeleri öğrencilerin çoğundan duymak mümkündür. Aslında bu şikayetlerdeki ortak nokta ders çalışma alışkanlığını kazanmak için öğrencilerin kendilerini uzun süre çalışma odalarında tutmaya çalışmalarından ve ortamı gereği gibi havalandırmamalarından kaynaklanır.

Öğrencinin çalışmaya başladıktan bir süre sonra gergin oluşunun ve başının ağrımasının nedeni çalışma ortamının iyi havalandırılmamasıdır. Havalandırılmayan odada oksijen azalır.. Odadaki oksijensizlik gerginliğe ve baş ağrısına neden olur. Gerginlik ve baş ağrısı çalışmayı sıkıcı hale getirir. Öğrenci bir süre sonra çalışmaya son verir. Bunun önüne geçmek ve çalışmayı daha sağlıklı bir şekilde sürdürmek için belirli aralıklarla dinlenme süresi tanınmalı. Bu süre içerisinde de çalışma ortamı mutlaka havalandırılmalı.

Uzun süre çalışmayı engelleyen diğer bir faktörde sınava hazırlanan adayın ne kadar çalışması gerektiğini bilememesi ve çalışmaya ara vermemesinden kaynaklanmaktadır. “Bazen kaç saat çalışmam gerektiğine karar vermekte güçlük çekiyorum. İdeal çalışma süresi ne kadardır. Ara verdiğimizde ders çalışma isteğinin kaybolmaması için ne yapmalıyım?” Sorunlarını yaşayan öğrencinin öncelikle bilmesi gereken şey: çalışma süresi yapılan çalışmanın niteliğine ve öğrencinin öğrenme ihtiyacına göre değişir. Konuyu öğrenmek için yapılan çalışmalarda çalışma süresi 50 dakika ile 1 saat arasında değişebilir. Öğrenilmiş bir konuyu pekiştirmek için soru çözümü yapılıyorsa bu süreyi 1,5 saate kadar çıkartılabilir. Bazen öğrenciler kendisini iyi hisseder, ara vermeden çalışmayı sürdürür. “Hiç çalışmamak ne kadar yanlış ise ara vermeden çalışmayı sürdürmek de o kadar yanlıştır.” Öğrenci o anda çalışmaktan verim aldığını düşünse bile daha sonraki çalışmalarını aksatacağından dolayı bu şekilde çalışmak iyi değildir.

Günlük çalışma süresini üniversite adayının ihtiyacı belirler. Bütün öğrenciler için günde şu kadar saat ders çalışırsanız sınavı kazanabilirsiniz demek yanlıştır. Burada ölçü her öğrencinin gerektiği kadar çalışmasıdır. Konuyu ne kadar sürede öğreniyorsanız o süre kadar çalışın. Arkadaşlarınızın çalışma süresi size uymayabilir. Konuyu öğreniyorsanız sürenin bir önemi yoktur. Fakat kaç saat çalışırsanız çalışın bunu düzenli bir şekilde yapmalısınız. Mutlaka ders çalışma saatlerinizi ve dinlenme süresini belirleyerek düzenli bir çalışma sergilemeniz faydalı olur.

Çalışma süresi kadar dinlenme süresi de son derece önemlidir. Dinlenme süresi 15 ile 20 dakika arasında değişebilir. Öğrenci dinlenme süresini çalışma odasının dışında geçirebilir. Bu arada çalışma odasını havalandırabilir. Farklı bir mekanda dinlenme süresini geçirmek öğrenciyi daha iyi dinlendirir. Dinlenme anında bol bol oksijen alınmalı. Öğrenci yaşadığı evin durumuna ve hava şartlarına göre dinlenmeyi balkonda veya pencereden dışarı bakarak geçirebilir. Çünkü birey böylece temiz havayı solunum yaparak beyninin ihtiyacı olan oksijeni sağlar. Ayrıca bireyin açık hava ile temas etmesi vücudunu rahatlatır. Bu rahatlık daha sonraki çalışmalara istekli başlamanın ve çalışmanın verimli olmasının temel şartıdır.

Dinlenme süresinde zihni bir sonraki çalışmaya hazırlamak için çalışılacak dersleri ve konuları düşünmelisiniz. Bireyin motivasyonunu kaybetmemesi için bazen hedeflediği üniversite ve bölümü düşünmesi, başaracağını hayal etmesi, zihnini hep başaracağına dair düşüncelerle doldurulması çalışma isteğini kamçılar.

DERS ÇALIŞMAYA NASIL BAŞLAMAK GEREKİR?

Sınavlara hazırlanan öğrencilerin en büyük kâbusu uzun süre ders çalışmak zorunda kalmaktır. Öğrencilerin çoğu ders çalışmaya karşı isteksiz olur. Bunun nedeni severek ve isteyerek yapacakları birçok şeyi ders çalışmanın engellediğini düşünmeleridir. Yani ders çalışmayı kişiyi hedefe götüren bir yol olarak değil de kişiye zevk veren şeyleri yapmayı engelleyen bir set olarak görmeleridir.

Üniversiteyi kazanmak ve başarılı olmak öncelikle bedel isteyen bir süreçtir. Bu hedefin bedeli de hedefe ulaşıncaya kadar istense de istenmese de gereken düzeyde ders çalışmaktır. Sınava hazırlanan adayın öncelikle üniversite sınavını kazanmanın yolunun ders çalışmaktan geçtiğine inanması gerekir. Daha sonra da ders çalışmaya istekli başlamakta yarar vardır. Ancak her zaman isteyerek ders çalışmayı beklemekte hatadır. Bu nedenle en çok sevilen veya en çok başarı gösterilen dersten işe başlamak çalışma isteğinin uyanmasına yol açabilir. Ders çalışan öğrencinin kendine çalışma süresi belirlemesi de isteğin artmasına ve verimli çalışmanın gerçekleşmesini sağlar. Bu nedenle bir konuyu öğrenmek için çalışan bir öğrenci 50 ile 60 dakika arasında çalışma süresi belirleyebilir. Soru çözerek konunun pekiştirilmesinde ise çalışma süresi yaklaşık bir buçuk saate kadar uzatabilir. Ara vermeden daha uzun süre çalışmak motivasyonun azalmasına yol açacaktır. Ders çalışırken not tutmakta öğrencinin öğrenme faaliyeti sırasında aktif olmasını sağlar.

Ders çalışmak için çalışma masasına oturan öğrencilerin kendilerine en çok “nereden başlamalıyım?” sorusunu yöneltirler. Bu soru plansız ve isteksiz çalışmanın bir göstergesidir. Bu soruya cevap verilmezse yani bir planlama yapılmazsa ders çalışma davranışı hem bir süre sonra son bulur hem de beklenen verim elde edilemez.

Ders çalışma masasına oturan öğrenci önce dershanede veya okulda anlatılan konuları tekrar ederek işe başlamalıdır. Çalışılacak konu daha önceki konularla ilintili ise önceki konular ana başlıkları gözden geçirilmelidir. Daha sonra öğrenilmesi gereken konu ana hatlarıyla gözden geçirilerek konunun aşamaları tespit edilmelidir. Bu yöntem öğrencinin öğrenmeye zihinsel hazırlık ve planlama yapmasını sağlar. Konuya gereken düzeyde çalıştıktan sonra ilgili test çözülmelidir. Test çözme işlemi bittikten sonra çözülemeyen veya yanlış çözülen soruların doğru çözümü öğrenilmelidir. Bu soruların konularının alt başlıkları tespit edilmeli ve o konulara tekrar çalışmak gerekir.

“Ne yapsam da ders çalışamıyorum” diyenlere özel uyarılar:

· Problemin bir parçası olmakta ısrar etmeyin; çözüm bulmaya yönelmeniz bir çok şeyi çözecektir.

· Ders çalışmanızı engelleyen durumları objektif olarak tespit edin. Sizi ders çalışmaktan alıkoyan durumların incir çekirdeğini bile doldurmadığını hayretle göreceksiniz.

· Her şeyden önce hayatınızda hiçbir değişiklik yapmadan bugünden sonra hayallerinizdeki gibi ders çalışacağınızı sanmayın.

· Başarılı olmak için; “ders çalışmasak da olur” veya “ders çalışma süresinin pek önemi yoktur” vb. düşünceleri zihninizden tamamen kaldırın.

· Hergün ders çalışmaktan sıkıldığınızı düşünüyorsanız, haftanın belirli bir gününü kendinize ayırın. Sizi zihnen dinlendirecek herhangi bir şeyle meşgul olun. Gezmek, sinemaya gitmek, spor yapmak vs. olabilir.

· Şöyle veya böyle sizi hedefinize yaklaştıracak düzeyde ders çalışabiliyorsanız, çalışmalarınızı engelleyecek önemli sağlık problemleriniz yok ise, sizi sürekli ders çalışmaktan alıkoyan bir arkadaşınız bulunmuyorsa, televizyon veya internete gerektiğinde uzak durabiliyorsanız siz başarılı olacaksınız demektir. Sadece yapmanız gereken, hedefinize bir kez daha kilitlenip, sizi ondan alıkoyacak durumları bir bir yok etmek.

· Tarafsız bir gözle verimli ders çalışmak için düşüncelerinizi ve bu alanda uzman bir kişinin önerilerini bir kağıda yazın, bunları gerçekleştirmek için hemen bir plan hazırlayın.

· Üniversite kazanmayı veya ÖSS’yi hafife almayın. Sınava giren öğrencilerin sadece % 10’un bir lisans programını kazanabildiğini aklınızdan çıkarmayın.

· Artık kendi kararlarınızı kendinizin verdiğini fark etmeniz gerekir. “Çok istiyorum ama, bir türlü ders çalışamıyorum.” gibi bahanelerle sadece kendinizi kandırmaya çalıştığınızı bilmelisiniz.

WordPress Tarafından Güçlendirilmiştir | Hazırlayan: Bilişim Teknolojileri Alanı | Teşekkürler los angeles seo, seo jobs ve denver colorado
Tıklayınız